13.08.2013

Göçmüş Kediler Bahçesi


Kedilere benzeyebilseydik keşke. Öyle söyleyesim geliyor sık sık, bu son yıllarda. Yaşadıkları anın iyicene farkındalar gibi. Birşey bekliyorlarsa bir deliğin başında, onları oyalayıp oradan uzaklaştırmak pek güç. Bildikleri bir yerde bildikleri bir işi görürken, hergün seyrettikleri, kendilerince katıldıkları o işe sanki bir kez bakacaklarmış gibi, uyumakta oldukları yerden kalmaya üşenmeden gidip seyrederler yapılanları. Uykularının hangi katındalarsa, o katın uykusunu yaşarlar...


Bizlerse, uydurduğumuz bir zamanla övünürken, her işimizi, her sözümüzü o zamanın akışı içinde ötede, ileride, gelecekte varılacak bir noktaya varmak üzere yapılıyor ya da söyleniyor görürken, yapmakta, söylemekte olduğumuz şeyi unutuveriyoruz. Yazgımız adı verilecek bir dizi anın her birinin birincikliğini, değiştirilemezliğini, yerine konmazlığını şuncacık olsun farketmiyoruz. Hele biraz yaşlanılmışsa, görülen, işitilen, tadılan her şeye, geçmiş yaşantıların da gelip desteklik, yastıklık edebileceğini... 

Ama kedi sever gibi sevmemeliyiz sevdiklerimizi.

"Bilge Karasu"

Cats On Fire - Letters From a Voyage to Sweden

0 yorum:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...