23.11.2012

Gösteri toplumu


 
Artık çağımızda her şey bir gösteri ve toplumsal oyundur. öyle ki gündelik akımlara ayak uyduranların karşısında durup onları eleştirmek ve onlara saldırmak da bir gösteridir.

Gösteri olmayan tek şey bu çağda kahvaltıda peynir yemektir.

Yaş ilerler, zaman geçer, birilerini sever birilerini yitirir, birileriyle tekmeleşir, öğürür, kusarlar. Ama kaybetmedikleri tek yetenek vardır; “can atma”, “heves” ve vazgeçilmez “dönüşüm”…

Anarşizm ve Marksizm de ergenlik gibidir. İkisi de ütopik ve çabalı, ikisi de yer yer miskin ve umutsuz ama her ikisi de aynı zaman da çözümsüzdür. Sana “ol” derler ama olamazsın. O halde şunları yapalım deyip bir liste verirler ama sonra vazgeçerler. Hayır derler, öyle değil şöyle yapalım.

Ne bok yapacağını anlayamadan zaman geçer. Kuşlar ölür. 

Ama aldırmamak gerekir, zamanın geçmesi de kuşların ölmesi de bir alışkanlıktır artık.


“Bazılarının, sadece normal olmak için ne büyük çaba sarf ettiğini kimse fark etmiyor” diyor Camus. Kendisini pek severim. Babamdan öğrenmediğim tek şeyi ondan öğrendim. Ama bu itiraz hakkımı elimden almıyor: Bazılarının anormal olmak için ne büyük çaba sarf ettiğini de kimse bilmiyor bu çağda.

Tüm bunların yanında gösteri yapmadan yaşamak için tek bir yol var; beyinsizce yaşamak. Düşünmemek ve hislere kendini teslim etmek. Sıyrılmanın tek yolu sanırım bu. Bu bok çukurundan bizi havalandırıp kurtaracak kanatlar vücudumuzun en kanlı organında gizli. 

Yazar burada çok sıkıldı, elleri üşüdü ve peynir yemeyi gerçekten çok seviyor. Fakat bütün peynirler bir ineğin beceriksizliğidir. Bunu da biliyor ya, süt içmekten vücut dengesi bozuldu ve haberler bağırıyor; süt kanser yapar. 

O halde sigara içelim ve öküzler bir nefeslik dinlensin…

Kaan Koç'un Radikal Blog'daki yazısından özet tadında bir kesit...

The Vines - Paint It Black

The Wave Pictures - I Love You Like A Madman

0 yorum:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...