13.07.2012

Yuvarlanan taşlar


50 yıl önce 12 Temmuz 1962'de Londra'da Marquee kulübünde tekinsiz bir macera başlamak üzereydi. Gösterişten uzak kıyafetleriyle 80 erkek ve 30 kadın, Rolling Stones'un ilk konserini görmeye hazırlanıyordu o gün. Her iki cinsin de giyim zevkini şekilsiz, hibe edilmişe benzeyen kıyafetler, şapşal bir görüntü veren kemik gözlükler belirliyordu. Fotoğraftaki keçi sakallıların yoğunluğuna bakılırsa bu kalabalığın büyük bir kısmını da ölümüne caz tutkunları oluşturuyordu.

Grubun resmi ismi 'Mick Jagger and the Rollin Stones'tu. Jagger, okul arkadaşı Keith Richards ve 'Cheltenham P.çi' kişiliğiyle Brian James (grubun isim babası da oydu) ön cephedeydi. Halen London School Of Economics'te öğrenci olan Mick Jagger'ın üzerinde çizgili bir süveter ve kadife pantolon vardı. Richards, kopkoyu bir takım elibise giymişti. Jones ise bir taraftan kadınları süzerken diğer taraftan sahnede bir aşağı, bir yukarı , zıplayıp duruyordu. Arkalarında ise bu hareketle karşılaştırıldığında gayet komik duran donukluklarıyla ritim grubu, basta, Richards'ın sanat okulundan aarkadaşı Dick Taylor ve davulda daha sonra The Kinks'e katılacak olan Mick Avory, bir geceliğine gruba destek için oradaydılar. Jagger ve Richards 18, Jones ise 20 yaşındaydı. 



1962 Britanyası'nda gençler halihazırda bir dehşet atmosferi yaratmaya başlamışlardı. Belki de Hanks Marvin and the Shadow'un İngiltere'deli hitlerinin etkisiyle elektrogitar gayet revaçtaydı. Surrey banliyölerinden birinde Eric Clapton isimli ergen, ilk Kay gitarını o yaz aldı örneğin. The Beatles, ilk single'ını çıkarmak üzereydi. Kabul edilmiş kültürel değerlere karşı isyanın en azından tohumları atılmaktaydı. Kasımda Anthony Burgess, 'Otomatik Portakal'ı yayımladı.

Marquee'de o sıcak temmuz gecesinde tüm bu gelişmlerin hepsi ayan beyan ortada değildi belki ama daha geniş kapsamlı bir sosyal devrimin izleri yine de hissediliyordu. Neredeyse herkesin elindeki sigaraların ve izleyiciler yün ceketlerinin birleşimiyle mekandaki koku pişmiş lahananınkinden farksızdı. Konser de yarı başarılıydı. Grup üyeleri çaldıkça sinirlerini yatıştırmak için kendilerini brandy'ye ve scotch'a vermişlerdi. Taylor, muhtemelen grubun fazla prova yapma imkanı olmamasından kaynaklı aksaklıklar dolayısıyla birkaç kez yuhalandıklarını bile hatırlıyor. Son 15 dakikada ritim bir vites daha yükseltildi. Daha o zamandan Stones'in müthiş bir ritmi vardı. 



Gösteri sonrası grup sinemanın fuayesinden dışarı çıktı. Hiç tanınmadan sokağı geçip bir pub'a girerek içkilerini içti. O zamanlar part time olarak davulculuk yapan ve konseri seyretmiş olan Charlie Watts yanlarına geldi. "Benim grubum tam bir gülünçlük abidesiydi. Bu tayfa ise sınırları aşmıştı. Onlar gerçekten birer rcok yıldızına benziyordu." O sırada kimsenin, hatta Rolling Stones'çuların kendisinin bile bu grubun 21. yüzyıla kadar devam edeceği konusunda en ufak bir fikri yoktu. O senenin Noel'inde Taylor ve Avory gruptan ayrılınca yerlerine Bill Wyman ve Charlie Watts geldi. Nisan 1963'te grubun menajerliğini Andrew Loog Oldham aldı ve Decca'dan ilk single'larını, Chuck Berry'nin 'Come On'unun cover'ını çıkardılar. Gerisini ise zaten biliyorsunuz.

"Guardian'dan çeviri"

The Rolling Stones - Paint It Black

The Rolling Stones - Satisfaction

0 yorum:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...